Goca Memet

goca-memet-amca-nostalgia-pansiyonÖmer Faruk Ciravoğlu

Palamutbükü’ne gidip de yolunuz Nostalji Cafe’ye düşmüşse, Goca Memet’i tanımışsınızdır. Herkes Mehmet Amca der ama o, yörenin Goca Memet’idir. Yetmiş küsur yaşına rağmen dimdik ayaktadır. Ve Strabon’un dile getirdiği, “tanrının uzun yaşamasını istediği” kullarındandır. Bizim gibi sonradan olma Datçalılara da, bol kesesinden 5-10 yıl fazla yaşama bağışında bulunmuştur. Değil mi ki biz, Balıkaşıran’ı aşmışız, buna hak kazanmışızdır.

“Şu nazik elinizden sıkıverem,” diyerek bütün konukseverliğiyle yaklaşır size. Hemen koyu bir sohbetin içinde bulursunuz kendinizi. Başta gelen konu da, bazı yabancıların iyi yüzüyor olmasıdır. Hadi Karadenizlileri anlıyordur Memet Amca. Onlar nede olsa deniz çocuğudur. Ama Ankara’dan gelenlerin iyi yüzüyor olması, hem de Palamutbükü’nün karşısındaki adaya gidip gelebilmeleri anlaşılır bir şey değildir. Bunlar Goca Memet’e göre, “suyu bardakta görmüşlerdir.” Yöre insanı ise denizle yatıp denizle kalkmaktadır. Ama bak şu Ankaralının becerisine, diyerek ve bıyık altından gülerek tatlı bir rekabeti kızıştırır. Nitekim bu çekişmeye kapılan bir arkadaşımız, başarışız bir yüzüş yapmış, Memet Amca’nın eline de bir koz vermiştir.

Her yeni geleni, “Çiftçi Memet Emmi” türküsünü biliyor musun, diye test eder Memet Amca. Emekten yana mı, değil mi, bunu anlayacaktır. “Bir çift öküz yeter mi, aha Memet Emmi, de ha Memet Emmi” türküsünün sol gelenekte bir anlamı vardır. Sola kıyısından köşesinden bulaşmış herkes ezbere bilir bunu. Yanıt, Memet Amca’nın da tavrını belirleyecektir. Olumlu yanıt aradaki sıcaklığı kendiliğinden arttıracaktır. Çünkü onun yöredeki bir diğer lakabı da Sosyalist Memet” tir.

Yöre türkülerini sadece bilmekle kalmaz, güzel de seslendirir. İki kadeh de atmışsa, tutamazsınız Memet amcayı. “Eksere’nin çamına, düştüm Muğla damına” diye başladığı türküyü, daha bir coşup, sahneye fırlayarak oynadığı zeybekle sürdürecektir. Kimse onun gibi oynayamaz Ege oyunlarını.

Kadınlara saygılı ve eşitlikçi yaklaşımını anlayamayan veya konduramayanlara cevabı ironiktir: “ne yapalım, hanım mülkünde oturuyoruz, kardeşim.” O gerçekten kadınlara değer veren bir köy beyefendisidir.
Bölgedeki bazı bitkilerin yenilmesinin ya da kaynatılıp suyunun içilmesinin yararlarını, hastalıklı insanların iyileşme süreçlerini tanımlarken, kendi özdeyişiyle örnekler: “yürüyemiyordu, şimdi gudurup durur,” diyerek. Ağır bir hastalığın ardından kendi iyileşmesini ise, “guruduyduk, yeşerdik,” diye betimlemiştir.

Bazıları da yerli yersiz tartışmaya girer Memet amcayla. Yörenin tarihi ve coğrafi özellikleri üzerine. Memet Amca sabırla dinler onları, gerekli açıklamaları yapar lisan-ı münasiple. Anlamayıp, ukalalığını sürdürenlere nettir tavrı: “Benim bu yörede altına s.çmadığım çalı yoktur” diyerek.

Tartışma noktalanmıştır.